pub-6450042492155979google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 İSLAMDA NAMAZ: 2024

Sayfalar

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

19 Temmuz 2024 Cuma

15-) TERAVİH NAMAZI

TERAVİH NAMAZI
Teravih namazı yirmi rekâttır. Erkekler ve kadınlar için sünnet-i müekkededir. Ramazan ayında kılınır. Oruç tutamayan kimselerin de teravih namazını kılmaları sünnettir.
Teravih namazının camide cemaatle kılınması sünnettir ve sevabı çoktur. Evde tek başına veya cemaatle de kılınabilir. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Faziletine inanarak ve mükâfatını umarak Allah rızası için ramazan gecelerini ibadetle geçiren (teravih namazını kılan) kimsenin geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhari, İman, 27) Teravih namazı, yatsı namazından sonra kılınır. Yatsıdan önce kılınması caiz değildir. Vitir namazı ramazan ayında teravihten sonra kılınır. Teravihten önce de kılınabilir. Teravih namazı her iki rekâtın sonunda selam verilerek kılınır. Dört rekâtta bir selam verilerek de kılınır. Vaktinde kılınmayan teravih namazı sonradan kaza edilemez. Teravih namazının tamamı tek namaz hükmünde olduğundan bu namaz için baştan bir niyet yeterli ise de, aralarda verilen selamdan sonra namazdan çıkılmış olduğundan, yeniden namaza başlarken tekrar niyet edilmesi ihtiyata daha uygundur.
Teravih namazı (camide cemaatle) nasıl kılınır?
İlk önce yatsı namazının sünneti kılınır ardından cemaatle yatsı namazının farzı kılınır. Farzın ardından yatsı namazının son 2 rekat sünneti kılınır.
Bundan sonra müezzin kayyım teravih namazı için nida da bulunur.
Böylece imam hatiple birlikte teravih namazına niyet edilerek başlanır.
Diyanet İşleri Başkanlığı teravih namazlarının 2'şer rekat olarak kılınmasını tavsiye etmişse de 4'er rekat olarak da kılınmaktadır.
1. Rekat
Teravih namazına niyet ettikten sonra tekbir alınır ve eller bağlanır. Sırasıyla imam hatip ve cemaat "Sübhaneke duası" okur, sadece imam hatip "Euzü besmele" çeker ve "Fatiha suresi" ile birlikte "Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur'an-ı Kerim" okur. Rüku ve secde yapılır.
2. Rekat
İmam hatip "Besmele, fatiha ve zammı sure" okur rüku ve secde yapılır ardından tahiyyata oturulur. İki rekat şeklinde kılınacaksa imam ve cemaat "Tahiyyat duası, salli-barik dualarıyla rabbena duaları" okur ve selam verlir. Eğer 4'er rekat olarak klınacaksa ilk tahiyyata oturulduğunda imam ve cemaat "Tahiyyat duası ve salli, barik duaları"nı okur sonra üçüncü rekata kalkılır.
3. Rekat
İmam hatip ve cemaat "Sübhaneke" sadece imam hatip "euzü besmele, fatiha ve zammı sure" okunur, rüku secdenin ardından dördüncü rekata kalkılır.
4. Rekat
Sadece imam hatip "Besmele, fatiha ve zammı sure" okur, rüku secde yapılır ve oturulur. Bu oturuşta imam hatip ve cemaat "Tahiyyat duası, salli barik ve rabbena duaları"nı okuyarak sağ ve sol tarafa selam verilir. Teravih namazı toplam kaç rekat kılınacaksa rekatlarda sıralama bu şekilde devam eder. Teravih namazının ardından vitir namazı cematle kılınır.
Cemaatle vitir namazı nasıl kılınır?
1. Rekat
Önce niyet edilir adından tekbir alınır ve imam hatip ve cemaat "Sübhaneke" sadece iamam hatip "Euzü besmele, fatiha ve zammı sure" okur rüku ve secdeye gidilir.
2. Rekat
Sadece iamam hatip "Besmele, fatiha ve zammı sure" okuyarak rüku secdenin ardından oturulur ve imam ve cemaat sadece "Tahiyyat duası"nı okur. Üçüncü rekata kalkılır.
3. Rekat
Sadece iamam hatip "Besmele, fatiha ve zammı sure"ni okunduktan sonra "eller kulak hizasında tekbir alınır." Bu tekbirden sonra imam ve cemaat kunut dualarını sessiz okur. Ardından rüku secde yapılarak son oturuş yapılır. İmam hatip ve cemaat "Tahiyyat duası, salli barik ve rabbena duaları" nıokunduktan sonra sağ ve sol tarafa selam verilerek vitir namazı tamamlanır.
Not: İmam hatibin açıktan okuduğu yerlerde cemaat okumaz ve dinler.
Teravih namazının hükmü ve mahiyeti nedir?
Sözlükte rahatlatmak, dinlendirmek anlamlarına gelen tervîha kelimesinin çoğulu olan teravih, dinî bir terim olarak, ramazan ayında, yatsı namazı ile vitir namazı arasında kılınan nafile namaz demektir.
Resûl-i Ekrem (s.a.s.) ashabıyla beraber cemaat hâlinde bu namazı kılmış, onların iştiyakını görünce farz olur endişesiyle cemaatle kılmayı terk ederek yalnız kılmaya devam etmiştir (Buhârî, Salâtü’t-terâvîh, 1; Müslim, Salâtü’l-Müsâfirîn, 177-178). Yine Hz. Peygamber, “Kim inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek ramazan namazını (Teravih) kılarsa, onun geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî, Salâtü’t-Teravih, 1; Müslim, Salâtü’l-Müsâfirîn, 173) buyurarak teravih namazına teşvik etmiştir. Bu bakımdan teravih namazı, erkek ve kadınlar için sünnet-i müekkededir.
Teravih namazını dört rekâtta bir selam vererek kılmak caiz ise de, iki rekâtta bir selam vererek kılmak daha faziletlidir. Bu namazın her dört rekâtının sonunda bir miktar oturup dinlenmek müstehaptır. Bu dinlenmelerde tehlîl (lâ ilâhe illallah demek) ve salavât ile meşgul olunması uygundur.
Teravih namazının vakti ne zamandır? Yatsı namazını kılmadan önce teravih kılınsa geçerli olur mu?
Teravih ve vitir namazının vakti, yatsı namazının vaktidir. Ancak hem teravih hem de vitir namazı, yatsı namazının farzından sonra kılınır. Bu itibarla yatsı namazının farzından önce kılınan teravih ve vitir namazlarının iade edilmesi gerekir. Eğer vakit çıkmış ise; teravih’in kazası gerekmez, vitrin kazası gerekir (İbnü’l- Hümâm, Feth, I, 487; Kâsânî, Bedâî’, I, 290).
Teravih namazı tek niyetle kılınabilir mi?
Teravih namazına başlarken niyet ettikten sonra her selam verişte yeniden niyet etmenin şart olup olmadığı konusunda Hanefî âlimleri farklı görüşlere sahiptir. Tercih edilen görüşe göre teravih namazı bir bütün olduğundan her iki veya dört rekâtta selam verdikten sonra yeniden niyet etme zorunluluğu bulunmamaktadır. (İbn Nüceym, el-Bahr, I, 294; el-Fetâva’l-Hindiyye, I, 130).
Teravih namazını cemaatle kılmanın hükmü nedir?
Nafile namazların tek başına kılınması daha faziletli olduğu hâlde, teravih namazının cemaatle kılınması Hz. Peygamber'in (s.a.s.) uygulamasıyla sabittir. Nitekim Hz. Peygamber teravih namazını birkaç defa cemaate kıldırmış, ancak daha sonra farz olur düşüncesiyle cemaate kıldırmaktan vazgeçmiştir (Buhârî, Salâtü’t-Teravih, 1; Müslim, Salâtü’-Müsâfirîn, 177).
Hz. Ömer halife olunca, halkın dağınık bir şekilde teravih namazı kıldıklarını görüp, tekrar cemaatle kılınmasının daha uygun olacağını düşünmüş ve sahabeyle istişare ederek bu namazın yeniden cemaatle kılınmasını başlatmıştır. Halkın vecd içinde bu namazı kıldıklarını görünce, “Ne güzel bir âdet oldu” diyerek memnuniyetini belirtmiştir (Buhârî, Salâtü’t-Teravih, 1). Hz. Ali de, bu uygulama sebebiyle “Ömer mescitlerimizi teravihin feyziyle nurlandırdığı gibi, Allah da Ömer’in kabrini öyle nurlandırsın.” (Müttakî, Kenzü’l-ummâl, XII, 576) diye dua etmiştir.
Kadınlar teravih namazını camide kılabilirler mi?
Hz. Peygamber (s.a.s.), kadınların mescide gelebileceklerini, ancak evdeki ibadetlerinin daha üstün olduğunu çeşitli vesilelerle dile getirmiş ve şöyle buyurmuştur: “Kadınların mescidlere gitmesine engel olmayın. Fakat evleri onlar için daha hayırlıdır.” (Ebû Dâvud, Salât, 53; Hâkim, el-Müstedrek, I, 327)
Hz. Peygamber'in, kadınların mescide gitmelerine izin verdiği, hatta Ramazan ve Kurban bayramları gibi toplumun beraberce kutladığı sevinçli günlerde onların da bayram sevincini yaşamaları için Bayram namazına gelmelerini teşvik ettiği bilinmektedir (Buhârî, Îdeyn 15, 21; Müslim, Salâtü’l-îdeyn, 1-3, 10-12). Bununla birlikte Allah Resulü (s.a.s.) camiye gelecek kadınlara birtakım tavsiyelerde bulunmuş; dikkat çekecek şekilde giyinmelerini (Müslim, Libas, 125) ve koku sürünmelerini yasaklamıştır (Müslim, Salât, 141-142).
Buna göre kadınların namazlarını evlerinde kılmaları daha faziletli ise de farz namazları ve teravih namazını gerekli hassasiyeti göstermeleri kaydıyla camide cemaatle kılmalarında da bir sakınca yoktur. (Zeylaî, Tebyîn, I, 139, 168; İbn Nüceym, el-Bahr, I, 380)





15 Temmuz 2024 Pazartesi

ŞÜKÜR NAMAZI

ŞÜKÜR NAMAZI NASIL KILINIR
Şükür namazı nedir? Şükür namazı nasıl kılınır? Şükür namazı, nafile bir namazdır. Bu namaz bir felaketten, bir belâ ve musibetten kurtulunca yada güzel bir haber duyunca Allah’a olan şükrümüzü ifade etmek için kılınabilir. Peygamberimizin (s.a.v.) de bazı zamanlar bu şekilde namaz kıldığı bildirilmektedir. Ayrıca abdest alınınca ve kurban kesildikten sonra da şükür namazı kılınır.
ŞÜKÜR NAMAZININ KILINIŞI
Bir nimete kavuşan veya sıkıntıdan kurtulan kişi abdest aldıktan sonra
“Niyet ettim Allah rızası için iki rekat şükür namazı kılmaya” diye niyet ettikten sonra iki veya dört rekat namaz kılar ve secdede Allah’a şükreder ve edebildiği kadar dua eder.
Şükür Namazı ile İlgili Hadis-i Şerif:
Efendimiz, sevindiğinde veya sevindirici bir haber aldığında, Allâh’ın bu ihsânına şükretmek için secdeye kapanır ve namaz kılardı. (İbniMâce, Salât, 192)
Enes bin Mâlik (r.a.) şöyle anlatmaktadır:
Nebiyy-i Ekrem Efendimiz, bir ihtiyacının görüldüğü husûsunda müjdelenmişti, bunun üzerine hemen secdeye kapandı. (İbn-i Mâce, Salât, 192)
ŞÜKÜR SECDESİ NASIL YAPILIR
Şükür secdesi aynen tilâvet secdesi gibidir. Abdestli bir şekilde şükür secdesine niyet edilir, eller kaldırılmadan “Allâhü Ekber” diyerek tekbir alınır, secdeye varılır, mümkün olduğu kadar uzun secde yapılır, sonra da kalkılır.
Şükür Namazı Kaç Rekattır: Şükür Namazı 2 rekat olarak kılınır.
Şükür Namazı Ne Zaman Kılınır: Namaz kılmanın mekruh olduğu kerahat vakitler haricinde her zaman kılınabilir.
2 Rekatlık Şükür Namazı Nasıl Kılınır?
1. Rekat“Niyet ettim Allah rızası için Şükür namazı kılmaya” diye niyet ederiz.
“Allahu Ekber” diyerek İftitah Tekbiri alır ve namaza başlarız.
Subhaneke’yi okuruz.
Euzü-besmele çekeriz.
Fatiha okuruz.
Kur’an’dan en az, kısa üç ayet veya üç ayet miktarı uzun bir âyet okuruz.
Rükuya gideriz.
Secdeye gideriz. Doğruluruz, tekrar secdeye gideriz.
2. RekatAyağa kalkarak kıyama dururuz.
Besmele çekeriz.
Fatiha okuruz.
Kur’an’dan en az, kısa üç ayet veya üç ayet miktarı uzun bir âyet okuruz.
Rükuya gideriz.
Secdeye gideriz. Doğruluruz, tekrar secdeye gideriz.
Oturarak Ettahiyyatu ve Allâhumme salli, Allâhumme Bârik ve Rabbenâ dualarını okuruz.
“Es selâmu aleyküm ve rahmet’ullah” diye sağa ve sola selam vererek namazı tamamlarız.

17-) NAMAZI BOZAN ŞEYLER

NAMAZI BOZAN ŞEYLER
Namazı bozan belli başlı hususlar şunlardır:
1. Namazda konuşmak. İster yanılarak olsun, ister unutarak, isterse uyuklayarak, az veya çok her türlü konuşma namazı bozar.
2. Namazda bir şey yeyip içmek. Namazda iken, ağza hariçten susam tanesi kadar küçük bir şey bile alınıp yutulsa namaz bozulur. Dişler arasında kalmış nohut büyüklüğündeki bir yemek artığını yutmak da namazı bozar. Ayrıca (sakız gibi) ağza bir şey alıp yutmadan gevelemek ve çiğnemek de namazı bozucu bir hâldir. Namazdan önce yenen tatlının tadının boğazda hissedilmesinde ise bir beis yoktur.
3. Kendi işiteceği kadar gülmek. Yanındakiler işitecek kadar gülmek, namazla birlikte abdesti de bozar. Tebessümün ise, ne namaza ne de abdeste bir zararı yoktur.
4. Kıbleden göğsünü çevirmek.
5. Namazda iken selâm vermek ve selâm almak. İsterse yanılarak yapılmış olsun.
6. Namazda iken, dıştan bakana kesinlikle namazda olmadığı intibaını verecek şekilde bir işle meşgul olmak. Meselâ, tarakla saçını taramak gibi. Buna fıkıhta amel-i kesîr denir ki, mânası çok iş, namaza mâni olan iş demektir. Dıştan bakınca namaz kılıp kılmadığında şüphe uyandıran, insana kesin bir kanaat vermiyen hareketler ise, namazı bozmaz. Bu hareketlere de amel-i kalîl, yani az iş, namaza mâni olmayan iş denir.
7. Dünyaya ait bir işi hatırlayarak sesli ağlamak veya ağrı veya sızıdan dolayı ve bezginlikle, ah of deyip inlemek. Ağlamak, cennet ve cehennemi hatırlamak sebebiyle meydana gelmişse, huşûdan ileri geldiği için namazı bozmaz. Hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmuştur:
"Cenâb-ı Hakk'a, ağlıyarak itâat eden, gülerek cennete dahil olur ve gülerek günah işleyen, ağlayarak cehenneme girer."(Feyzü'l-kadir, 6/48, Hadis No: 8382; Haşiyetü't-Tahavi, Şerhu Nuru'l-İzah, I/325)
8. Öksürüğü yok iken, zorla öksürmeğe çalışmak, boğazını hırıldatmak.
9. Mum, lâmba gibi bir şeyi üflemek.
10. Aksırana "yerhamükellah" demek.
11. Birine bir cevab vermek maksadıyla bir âyet okumak.
12. Kötü haber işittiğinde "innâ lillâh", iyi haberde ise "elhamdü lillâh" demek. Bütün bunlar, namazda mâsivadan ve dış âlemden alâkayı kesmeye zıd olan şeylerdir.
13. Teyemmüm almış kimsenin namazda iken suyu görmesi.
14. Sabah namazını kılarken güneşin doğması. Bâzılarına göre güneş doğarken kılınan namaz bozulmaz, nâfile namaza döner. Sabah namazı ise kazaya kalmış olur.(*) Şâfiî'ye göre, güneş doğarken kılınmakta olan sabah namazı sahihtir, fâsid olmaz.
15. Mest üzerine yapılan meshin müddeti, namazda iken bitmesi.
16. Âyeti yanlış okuyarak mânâsını bozmak.
17. Erkekle kadının yanyana bir hizada namaza durmaları. Bunun namazı bozması için, erkekle kadının kıldıkları namazın müşterek olması şarttır. Bu müştereklik de ya ikisinin de aynı imama uyması veya kadının, hizasında durduğu erkeğe uyması şeklinde olur. Bu sebeble, camilerde erkekle kadın namaz kılarken kadınlar arkadaki saflara dururlar, erkeklerin önünde veya hizasında bulunmazlar. Namazda kadın erkeğin önüne veya yanına durursa, sadece erkeğin namazı bozulur. Kadın, hizasına durduğu erkeğe uymuşsa, o takdirde ikisinin de namazları bozulur. Kadın ve erkek ayrı ayrı kendi başlarına namaz kılıyorlarsa, aynı hizada olmalarının veya kadının önde olmasının namaza hiçbir mâniliği yoktur.
18. Namazda zamm-ı sûreyi Mushaf'a bakarak okumak.
19. İmama uymuş bir kimsenin namazın bir rüknünü imamdan önce yapması. Meselâ, imamdan evvel rükûa gidip ondan önce rükûdan kalkması.
20. Ümmî ve özürlü kimseleri imam yapmak.
21. Namazda abdesti bozulmak.
22. Namazda iken bayılmak.
23. Namaz içinde bulunan bir erkeğin namazı, kendisini hanımının öpmesi veya okşaması ile şehveti galeyana gelmedikçe, bozulmaz. Fakat kadının namazı, kocasının şehvetle okşaması ve şehvetli şehvetsiz öpmesi ile bozulur.
24. Kalbe ihtiyarsız gelen vesveseler, kuruntular, çirkin hayaller de namazı bozmaz.
25. Bir kimse namazda vücudunu bir kere veya üstüste iki kere veya başka başka rek'atlarda birer veya ikişer kere kaşısa, namazı bozulmaz. Fakat bir rek'at içinde birbiri ardınca üç kere kaşıyacak olsa, namaz bozulur.
26. Namaz kılanın secde yerinden bir kimsenin geçmesi ile namaz bozulmaz. Ancak geçen kimse günahkâr olur. Namaz kılanın önünden geçmenin günah olduğu yer, büyük câmilerde ve açık arazilerde namaz kılanın, ayaklarından itibaren secde ettiği yere kadar olan kısımdır. Küçük camilerde namaz kılanla onun önünden geçen arasında, direk, insan gibi bir engel bulunmazsa, namaz kılanın önünden nereden geçilirse mekruh olur. Esasen namaz kılan kimsenin, önünden geçilme ihtimali varsa, bir sütre edinmesi sünnettir.
(*) İmam kırâette yanılırsa veya takılırsa ona hatırlatmak (feth-i kırâet) câizdir. Resûl-i Ekrem (asm) bir namaz sırasında Mü'minûn sûresini okurlarken bir kelimeyi geçmişlerdi. Namazdan sonra: "İçinizde Übey yok muydu?" diye Übey bin Kâ'b'ı sormuşlardı. Übey ashabın hıfzı ve kırâeti en kuvvetli olanıydı. Übey orada olduğunu ifade edince, Resûlüllah Efendimiz: "Bana feth etmeli (hatırlatmalı) değil miydin?" buyurmuşlardı

15 Mart 2024 Cuma

İMANIN ŞARTI, ALTIDIR

İMANIN ŞARTI ALTIDIR:
Altı tane olup Cibril hadisinde şöyle ifade edilmiştir:
HADİS: “İmân; Allah’a, O’nun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, hayır ve şerriyle kadere inanmaktır” (Buhârî, İmân, 37; Müslim, İmân, I)
1. ALLAHIN VARLIĞINA VE BİRLİĞİNE İNANMAK
Allahü teâlâ, vacib-ül-vücud (varlığı lazım olan) ve hakiki mabud ve bütün varlıkların yaratıcısıdır. Ondan başka ilah yoktur. Allahü teâlâ zamandan, mekandan münezzehtir. Hiçbir şeye benzemez.
Allah'a iman, Allahü teâlâyı yüksek sıfatlarla vasıflamak ve noksan sıfatlardan uzak tutmaktır.
Allahü teâlânın varlığına ve birliğine inandım, iman ettim, kalbimle tasdik, dilimle ikrar ettim demektir. Allahü teâlâ vardır ve birdir. Bütün ibadetler yalnızca O’na yapılır.
AYET: (Bakara suresi, 4. ayet)
Onlar, sana indirilene ve senden önce indirilmiş olanlara inanırlar. Ve onlar, ahirete de kesin olarak inanırlar.
والَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِالآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ
Vellezine yu'minune bi ma unzile ileyke ve ma unzile min kablik ve bil ahireti hum yukınun."Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanırlar".
Allahü Teâlâ sayı bakımından değil, ortağı ve benzeri olmamak bakımından birdir. Yani zatında ve sıfatlarında hiçbir şekilde O'na ortak yoktur. Bütün mahlûkâtın zat ve sıfatları, kendilerini yaratanın zat ve sıfatlarına benzemediği gibi, yaratanın zat ve sıfatları da, yarattıklarından hiçbirinin zat ve sıfatlarına benzemez.
Allahü teâlâ bir şeyi dilerse yapar, dilerse yapmaz.
Allah'a iman, imanın şartları olarak bildiğimiz 6 esasa inanmak, Allah’ın emir ve yasakların hepsine inanmak, inandığını dil ile söylemektir.
Bütün mahlûkâtın her uzvunun, her hücresinin yaratıcısı, yoktan var edicisi yalnız Allahü teâlâdır. Allahü teâlânın zatının hakikatını hiçbir kimse bilemez. Akla ve hayale gelenlerin hepsinden münezzehdir, berîdir. Zâtını akla, hayâle getirmek caiz değildir. Ancak, Kur’ân-ı kerîmde beyan buyurulan sıfatlarını, ismlerini ezberleyip, ülûhiyyetini bunlarla tasdîk ve ikrâr etmelidir. Bütün sıfatları ve ismleri ezelîdir, ebedîdir. Zâtı, hiç bir yerde durmadığı gibi, bilinen altı cihetten de münezzehdir.
AYET.) (En'am suresi, 48. ayet)"Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar üzüntü de çekmeyecekler".
Allah, bütün varlıkları yoktan var eden, yöneten, başlangıcı ve sonu olmayan, sonsuz güce sahip yüce yaratıcıdır.
AYET: (Ra’d Suresi 16).
De ki: "Göklerin ve yerin Rabb'i kimdir?" De ki: "Allah'tır! O'nun yanı sıra, kendileri için yarar da zarar da sağlamaya güç yetiremeyenleri veliler mi edindiniz?" De ki: "Hiç gören ile kör bir olur mu? Ya da karanlıkla aydınlık bir midir?" Yoksa Allah'a, O'nun yaratması gibi yaratması olan ortaklar mı buldular da bu yaratma, kendilerince birbirine mi benzeşti? De ki: "Allah her şeyin yaratıcısıdır. O, Eşsiz ve Benzersiz Bir Olan'dır, Varlığın Üzerinde Mutlak Egemen'dir."
قُلْ مَن رَّبُّ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ قُلِ اللّهُ قُلْ أَفَاتَّخَذْتُم مِّن دُونِهِ أَوْلِيَاء لاَ يَمْلِكُونَ لِأَنفُسِهِمْ نَفْعًا وَلاَ ضَرًّا قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الأَعْمَى وَالْبَصِيرُ أَمْ هَلْ تَسْتَوِي الظُّلُمَاتُ وَالنُّورُ أَمْ جَعَلُواْ لِلّهِ شُرَكَاء خَلَقُواْ كَخَلْقِهِ فَتَشَابَهَ الْخَلْقُ عَلَيْهِمْ قُلِ اللّهُ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ
Kul men rabbus semavati vel ard, kulillah, kul e fettehaztum min dunihi evliyae la yemlikune li enfusihim nef'an ve la darra, kul hel yestevil a'ma vel basiru em hel testeviz zulumatu ven nur, em cealu lillahi şurekae halaku ke halkıhi fe teşabehel halku aleyhim, kulillahu haliku kulli şey'in ve huvel vahidul kahhar.
2-) ALLAHIN MELEKLERİNE İNANMAK
Melekler; Cenab-ı Hakk’ın nuranî, latîf yaratılışlı, güçlü bir takım kulları olup; istedikleri şekle girebilen, yorulmaz, usanmaz, üremez, daima Allah’a itaat üzere bulunan varlıklardır.
AYET: (İnfitâr Suresi 10-12) “Üzerinizde zaptedici melekler vardır. Onlar şerefli kâtiplerdir. İşlediklerinizi bilirler”
AYET: (BAKARA 98)
Kim Allah'a ve O'nun meleklerine, resullerine, Cibril'e, Mikal'e düşman olursa; iyi bilsin ki Allah da Kafirlere düşmandır.
مَن كَانَ عَدُوًّا لِّلّهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَرُسُلِهِ وَجِبْرِيلَ وَمِيكَالَ فَإِنَّ اللّهَ عَدُوٌّ لِّلْكَافِرِينَ
Men kane aduvven lillahi ve melaiketihi ve rusulihi ve cibrile ve mikale fe innallahe aduvvun lil kafirin.
3-) ALLAHIN KİTAPLARINA İNANMAK
: Allah, peygamberleri vasıtasıyla insanlığa kitaplar göndermiş; emir, yasak, va’d, mükâfat ve ceza hükümlerini onlara ulaştırmıştır. İlk peygamberlere sayfalar, Musâ, Dâvud, İsa ve Hazret-i Muhammed -sallâllâhu aleyhi ve sellem-‘e kitap halinde vahyini duyurmuştur.
AYET:(Şurâ Suresi 51). “Allah bir insanla karşılıklı konuşmaz. Ancak vahiyle yahut perde arkasından konuşur, yahut bir elçi (melek) gönderip izniyle dilediğini vahyeder”
4. Allah’ın peygamberlerine inanmak: Allah, insanlardan bazılarını elçi olarak görevlendirmiş, emir ve yasaklarını insanlara onlar vasıtasıyla ulaştırmıştır. “Şüphesiz biz, her millet içinde; Allah’a kulluk edin, şeytandan kaçının diye bir elçi gönderdik” (Nahl Suresi 36); “Peygamberlerden kimini daha önce sana anlattık; kimini de anlatmadık” (Nisâ Suresi 164).
5. Ahiret gününe, öldükten sonra dirilmeye inanmak: İnsan, bedeni varlığı ölünce kabir hayatına geçer; kıyamet kopunca da insanoğlu kabirlerden kalkacak ve böylelikle ahiret hayatı başlayacaktır. Orada insan, dünyada yaptığı işlerin durumuna göre, Cennet veya Cehennemdeki yerini alır, sonsuz ve yeni bir yaşamın içine girer. Kur’an-ı Kerim’de ahiretten söz eden pek çok ayet vardır: Yüce Rabbimiz takva sahiplerinin niteliklerini belirtirken; “Onlar ahirete kesin bir kanaatle inanırlar” (Bakara Suresi 214) buyurur.
6. Kaza ve kadere, hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna inanmak: Cenab-ı Hakk’ın, insanın ileride yapacağı iyi ve kötü şeyleri ezelde bilip yazmasına “kader”; zamanı gelince ezelî ilmine uygun olarak o eşyayı veya olayları yaratmasına da “kaza” denir. Kader, Allah’ın ilim sıfatının ürünüdür. Ayette şöyle buyurulur: “Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şey için bir ölçü koymuştur” (Talâk Suresi 3). Hz. Peygamber; “Sizden hiçbir kimse yoktur ki, Allah onun cennetteki veya cehennemdeki yerini yazmış olmasın…” (Buhârî, Cenâiz, 83; Tefsîru Sure, XCII/6).